sevilenler

ABD'den Türkiye hakkında "çok ağır" rapor

2/5/2009 ·

ABD'den Türkiye hakkında "çok ağır" rapor

2 Mayıs 2009
Amerikan Kongresi tarafından desteklenen ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu bu yılki raporunda Türkiye'yi ilk defa “izleme listesine” aldı. Komisyon'un raporuna göre, Türkiye ve Rusya'da dini özgürlükler geçen yıl içinde kötüleşti. Ve işte raporda yer alan diğer "ağır" başlıklar...

İZLEME LİSTESİNE ALINAN ÜLKELERE YAPTIRIM UYGULANABİLİYOR

Raporda, özel endişe uyandıran ülkeler listesi de bulunuyor ve komisyonun tavsiyesini dikkate alırsa ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından bu listede yer alan ülkelere belli yaptırımlar uygulanabiliyor. Türkiye ve Rusya'nın da dahil edildiği izleme listesi ise insanların istediği gibi ibadet etme hakkının riskli olduğu ülkelere işaret ediyor ve bir çeşit uyarı niteliği taşıyor.

İZLEME LİSTESİNDEKİLER

Geçen yıl izleme listesinde olan Bangladeş, ülkedeki iyileşmeler göz önüne alınarak bu yıl listeden çıkarıldı. İzleme listesinde Türkiye, Rusya, Laos, Somali, Tacikistan, Venezuela, Afganistan, Belarus, Küba ve Mısır bulunuyor.

ENDİŞE UYANDIRANLAR LİSTESİ

Özel endişe uyandıran ülkeler listesinde ise Nijerya, Myanmar, Çin, Eritre, İran, Irak, Kuzey Kore, Pakistan, Suudi Arabistan, Sudan, Türkmenistan, Özbekistan ve Vietnam yer alıyor.

HÜKÜMET DİNİ AZINLIKLARIN YASAL VARLIKLARINI TANIMIYOR

Türkiye'nin izleme listesine “laikliği yorumlama şekli” çerçevesinde girdiği raporda yer alırken, “bu durumun dini özgürlük ihlalleriyle sonuçlandığı” ifadesi kullanıldı.

Raporda, üniversitelerde türban takılmasına izin verilmesi yönündeki hükümet çabasının Anayasa Mahkemesi tarafından geri çevrildiği de yer aldı. Raporda ayrıca, “hükümetin, dini azınlıkları yasal varlıklar olarak tanımayı reddettiği ve polisin Müslüman olmayan toplulukların yasal ve dini haklarını etkili bir biçimde bastırdığı” iddia edildi.

Dini azınlıkların mal sahibi olma, kendi din adamlarını yetiştirme, dini eğitim verme haklarının kısıtlandığı” ileri sürülen raporda, Türk devletinin laikliği yorumlama şeklinin, bazı dini özgürlük ihlalleriyle sonuçlandığı, bu durumdan hem dini çoğunluğun hem de dini azınlıkların payını aldığı bildirildi.

Komisyon'un, dini özgürlükler konusundaki kısıtlamaların devam etmesi nedeniyle Türkiye'yi bu yıl izleme listesine almaya karar verdiği de raporda vurgulandı.
Raporda, Komisyon üyelerinin 2006 yılında Türkiye'yi ziyaret ettiği ve dini liderlerle yapılan görüşmelerde, özellikle son 10 yılda dini özgürlükler konusundaki ilerlemeleri dile getirdiklerine işaret edildi. Ancak raporda, “Sünni Müslüman toplum ile Alevilerin ve Hristiyanların durumuna bakıldığında” dini özgürlükler konusundaki endişelerin devam ettiği savunuldu.

KOMİSYON, OBAMA'DAN ÖZEL TEMSİLCİ ATAMASINI İSTİYOR

Komisyon raporunda, ABD Başkanı Barack Obama yönetiminden, uluslararası dini özgürlüklerden sorumlu bir özel temsilci atamasını da talep edildi.
Komisyon raporunda, “Türkiye'nin laiklik anlayışının Amerikan sisteminden farklılık gösterdiği ve Türk anlayışına göre kamu hayatındaki dini faaliyetler üzerinde devlet kontrolünü temsil ettiği” ileri sürüldü.

YAHUDİ KARŞITLIĞI DA RAPORDA

Türkiye'deki Musevilerin diğer Müslüman nüfuslu ülkelere kıyasla çok daha iyi koşullarda bulunduğu belirtilen raporda, ABD'nin Irak Savaşı sırasında Türk medyasında ve toplumunda “Yahudi karşıtı” yaklaşımların yoğunlaştığı ve bu yıl İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonları sırasında da aynı yaklaşımın tekrarladığı savunuldu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Davos'taki paneli terk etmesi de raporda yer aldı.

Raporda “Ergenekon” soruşturması kapsamında ortaya atılan iddialara ilişkin değerlendirmelere de atıfta bulunuldu.

FENER RUM PATRİKANESİ KONUSU

Komisyon raporunun Türkiye bölümünde, Amerikan hükümetinin Türkiye'yi dini özgürlükleri ilerletme konusunda yasal reformlar yapmaya davet etmesi istendi.

Türk hükümetinin, Fener Rum Patrikhanesi'nin “ekümenik” statüsünü tanıması ve Heybeliada Ruhban Okulu'nu yeniden açılması konusuna da dikkat çekilen Komisyon raporunda, Ermeni Patriği'nin, bir Türk devlet üniversitesinde Ermeni dilinde fakülte açılması yönündeki talebinin karşılanması da yer aldı. Başbakanlık ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, Alevi toplumuyla yakın çalışmaya cesaretlendirilmesi, kişinin hangi dine mensup olduğunun nüfus kağıtlarından kaldırılması da tavsiye edildi.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Erdoğan'dan Obama'ya cevap

26/4/2009 ·

Erdoğan'dan Obama'ya cevap

26 Nisan 2009
Başbakan Erdoğan, AKP İl Başkanları toplantısındaki konuşmasında yerel seçimler, Azerbaycan ile ilişkiler ve Obama'nın konuşmasına değindi. Erdoğan, ABD Başkanı Obama'nın açıklamasını eleştirerek "Türkiye el bebek gül bebek okşanacak bir ülke değildir" dedi. İşte Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları:

"TÜRKİYE ESKİ TÜRKİYE DEĞİL"

- Hukuk devletini sabote etmek, provokasyonlarla huzuru kundaklamak, yıllarca milli iradeyi rehin almak isteyenlerin, geçmişte bu ülkeye kurdukları tuzaklar bugün daha aşikar olarak görünüyor.

- Millet eliyle millet iradesiyle demokrasinin barışın mümkün olduğu AKP iktidarıyla görüldü. Son 29 Mart 2009 seçimleriyle de kazanan milletimiz oldu. Daha önceki 3 seçimde milletin mesajını doğru okuyamayanlar bu seçimin sonuçlarını da yanlış anlamakta ısrar ediyorlar.

 - Ama dünya eski dünya değil, Türkiye eski Türkiye değil. Hayat akıyor, ülkemizin yürüyüşü devam ediyor. Geriye doğru tek bir adım atmayacağız ve sadece ileriyle gideceğiz.

"MEKTUBUMA CEVAP ALAMADIM"

 - Türkiye’nin küresel ve bölgesel barış konusunda en küçük bir tereddüdü yoktur.  Türkiye her zaman için “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini hayata geçirmeye çalışıyor. Biz düşman değil dost kazanmaya gayret ettik.

- Ancak gösterdiğimiz bu hassasiyetin iyi algılanmadığını da zaman zaman görüyoruz. 1915 olaylarıyla ilgli önceki gün yapılan açıklamaları gerçeği yansıtmayan bir tarih yorumu olarak görüyorum. Açıklama metninin olayların bir bölümünün kaleme alındığını görüyorum. Tarihe ve tarih bilimcilerine bırakılması gereken böyle bir uzmanlık konusunun sürekli olarak kullanılması, her yıl lobilerin istismar meselesi haline getirilmesi, ülkeler arasındaki ilişkilerin normalleşmesini engelliyor.

 - Türkiye olarak tarihçiler tarafından incelenmesi için her zaman samimi bir gayret içerisinde olduk. 2005’te bizzat yazdığım mektupla bu mektubun da cevabını almış değilim. İyi niyetli önerilerimiz karşılık bulmadık.

"TÜRKİYE EL BEBEK, GÜL BEBEK OKŞANACAK BİR ÜLKE DEĞİLDİR"

 

- 1915 olayları üzerinden bir çok siyasetçinin oy kazanma yarışına girmesinden büyük üzüntü duyuyoruz. Tarih iç politika malzemesi yapılamayacak kadar saygın bir bilim daldır. Tarih tarihçilere bırakılmalıdır. Konuyla ilgisi olmayan ülkelerin durumdan vazife çıkarmaktan vazgeçmesi gerekir.

 

- AKP kurulduğu 14 ağustos 2001’den bugüne kadar bu konudaki kararlılığını hep ortaya koymuştur. Dolayısıyla yapılan açıklamayı bizleri tatmin eden bir açıklama olarak görmüyoruz ve ABD’deki bu açıklama sadece seçim meydanlarında verilmiş sözün adete yerine getirilmesidir.

 

- Biz her tür ifadenin söylemin adaletle yapılmasından yanayız, yoksa basit bir seçim çıkarını sağlamak için değiliz ve Türkiye bu noktada el bebek gül bebek okşanacak bir ülke değildir.

 

"AKP BİRİNCİ PARTİDİR"

 

- AKP seçimlerde kendisini izleyen ikinci partiye 16 puan fark atmıştır. Durumumuzu iyi tahlil edin. Her seçime girilirken, her şeyden önce seçimi kazanmak için çalışın. Tabiî ki bir önceki seçimden daha iyi bir noktaya gelmek ideal olandır. Fakat hiçbir siyasi parti ben ikinci parti olayım, burada oyum bir iki puan artarsa ben başarılı olurum diyerek hareket edemez, etmemelidir. Bunlara da başarı puanı vermek akıl alır bir şey değil. Ortada bir gerçek var, bu seçimin birincisi AKP’dir. İkincinin üçüncünün toplamı kadar oy almıştır.

 

- İl Genel meclisi’nde ne almış? AKP yüzde 39 oy almış. İkinci ve üçüncü partinin toplamı da 39. CHP’nin yüzde 23 MHP’nin yüzde 16 aldığı bir oyu görüyoruz. AKP 16 büyük şehirden 10 tanesini kazanıyor. 65 ilimizden de 35 tanesinde milletimizden yetki alıyor. Yani 81 vilayetin 45’inde milletimiz yetkiyi AKP’ye vermiştir.

"HADİ ALIN BAKALIM"

- Herkes seçim vaatlerini yerine getirsin. Kuyruklar başladı. Hadi alın bakalım, alın. Yerleştirin bakalım belediyeye bu insanları nasıl yerleştireceksiniz. Halkımızı aldatarak oy toplama gayreti içerisine girenlere, benim işsiz vatandaşım müracaat etsin. On bin kişi alacağım, otuz bin kişi alacağım. Gittiğim illerde ben bunları görüyorum şaşırıyorum. Nasılda aldatma siyasetiyle karşılarına çıkıyorlar. Bu oyunu oynadılar ama bir kere sıçrarsın, iki kere sıçrarsın.

 

- Seçim sonuçlarını milletin değişim iradesinden vazgeçmiş olarak yorumlamak yanlıştır.

 

UZLAŞMA VE DİYALOG ÇAĞRISI

 

- Birilerinin bulanık havalardan hoşlanması, Türkiye’yi istikametinden çeviremez. Milletçe mutabık olduğumuz sürece aşamayacağımız meselemiz yoktur. İktidar olarak biz diyoruz ki hangi partiye oy vermiş olursanız olun, bu ülkenin seçilmiş bütün belediye başkanları bizim başkanlarımızdır. Öyleyse gelin bu ülkenin demokrasisine hep birlikte sahip çıkalım. Diyalog ve uzlaşma kapılarını kapatarak, güvensizliği sürekli olarak yaygınlaştırarak bir yere varmak mümkün değil.

 

- Yeni bir siyasi iklimle yüz yüzeyiz. Herkes yenilenme ihtiyacı hissediyor. Hayatın ve dünyanın değişen dengeleri de yenilenmeyi zorunlu kılıyor.

 

- Bana göre Türkiye tarihi ve stratejik misyonuna uygun bir büyüme sergiledi. AB’den ABD’ye, herkes Türkiye’nin dostluğundan medet umuyor. İçerde ve dışarıda değişen bu iklimi bu ülkenin yarınları için fırsata dönüştürebiliriz. Yeter ki ülkemizi küçük düşürecek hiçbir fotoğraf vermeyelim. Toplumsal hayatın dinamizminin gerisinde kalan bir siyaseti kabul etmemiz mümkün değil.

"SUSMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL"

- Biz fitne unsurlarını takip ediyoruz. Bakıyorsunuz Azerbaycan’dan buraya gelenler oluyor, onlar yalan yanlış şeylerle ortalığı karıştırıyorlar. Buradan da oraya gidip ortalığı karıştırmaya çalışıyorlar.

 

- 6.5 yıllık AKP iktidarında özellikle Azerbaycan ile ilgili politikalarını, bir milli dava olarak gören bir partiye bu tür yakıştırmalar yapılmasını kabul edemeyiz.

 

- Bunu kabul etmemizde, bunun karşısında da susmamız mümkün değil. Onun içinde söylenecek ne varsa bunu yaparız, ama değerlerimiz üzerinde oynanmasına da müsaade edemeyiz. Bir yandan bu ülkede yaşayan kimse aç ve açıkta kalmasın diye, gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Bir taraftan da bu ülkelerle olan münasebetlerimizi nasıl geliştiririz onun gayreti içerisindeyiz.

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Sıfır kalorili çikolata spreyi

12/4/2009 ·

Sıfır kalorili çikolata spreyi

12 Nisan 2009
Harvard Üniversitesi uzmanları, çikolata tadına sahip olan ama hiç kalori içermeyen bir ağız spreyi geliştirdi.

Prof. David Edwards, "İnsanoğlu giderek daha az ama daha sık yemek yiyor. Bizce insan solunum yoluyla beslenmeye doğru ilerliyor. Aşçılık sanatını ve aerosol bilimini kullanarak, bu süreci sonuna ulaştırdık. Buna ’whiffing’ diyoruz" dedi. Ürünü eleştirenler, bu şekilde çikolatanın tadına varılamayacağı, aksine, gerçek çikolataya olan iştahın daha da körükleneceği görüşünde. Ürün, İngiltere’de 29 Nisan’da piyasaya çıkacak.

Yorum (yok) Yorum yaz!

4 bin zehir, bakteri ve mantar

12/4/2009 ·

4 bin zehir, bakteri ve mantar

Güç Gönel - A.A. 12 Nisan 2009
ABD'de yapılan yeni bir araştırma, sigara içinde 4 binden fazla zararlı madde olduğunu, bunun yanı sıra yapılan araştırma sonucu içilen sigarada gözle görülmeyen birçok partikülün bakteri ve endotoksin barındırdığını ortaya çıkardı.

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Leyla Sağlam, ABD'de sigara filtrelerinin üzerindeki tütün taneciklerinde bakteri üremesinin sigara kullanıcıları için potansiyel bir risk olup olmadığı yönünde bir araştırma yapıldığını ifade etti. Araştırmanın sonuçlarının yayımlandığını ve Türk Toraks Derneği'nin Antalya'da düzenlenen 12. Yıllık Kongresi çerçevesinde “Yılın Makalesi” adı altında duyurulduğunu belirten Sağlam, araştırmanın, sigaranın kanserojen etkisinin yanı sıra enfeksiyon yönüne de işaret ettiğini vurguladı.

Sigara içinde 4 binden fazla zararlı madde olduğunu, bunun yanı sıra yapılan araştırma sonucu içilen sigarada gözle görülmeyen birçok partikülün bakteri ve endotoksin barındırdığının tespit edildiğini anlatan Sağlam, bu tespitin bugüne kadar hastalarda sebebi bilinemeyen ve teşhisi konulamayan, akciğer ve ağız enfeksiyonlarının da nedeni olabileceğine işaret etti.

Hastalıklara neden olan bu bakterilerin, tütünün üretildiği, kurutulduğu ortamlara bağlı değiştiğine de değinen Sağlam, şöyle konuştu:

“Araştırmada, ABD'nin popüler 8 sigara markasından örnekler alınıyor. Bu örnekler, altı yıl depoda beklemiş sigaralarla karşılaştırılıyor. İlk 24 saatin ardından tüm örneklerde yüzde 92,9 oranında bakteri ürediği görülüyor. Sigarada kullanılan tütün gelişmekte olan ülkelerden geliyorsa, tütünde bu ülkede görülen türde bakterilere rastlanıyor. Burada sigaranın paketlendiği ve ulaştığı yerler, tutulduğu ortamlar da önemli.”

Leyla Sağlam, tütünün yıkanan bir ürün olmadığını, toplandıktan sonra çeşitli yöntemlerle kurutulduğunu hatırlatarak, bu kurutma işleminde zaman zaman sorun yaşandığını söyledi. Sağlam, “Yapraklar halinde ipe dizilen tütün, bir katman oluşturur. Bu katmanlar arasında yeterli kuruma sağlanmazsa, küf dediğimiz mantar türleri oluşur” dedi.

4 BİN ÇEŞİT ZEHİR VE MANTAR TÜRLERİ CİĞERE ÇEKİLİYOR

Sigara içen kişinin, 4 bin çeşit zehirin yanı sıra bu mantar türlerini de ciğerine çektiğine vurgu yapan Sağlam, şöyle konuştu:

“Akciğerlerle sindirim sistemi birbirinden farklıdır. Çünkü sindirim sistemi nispeten steril değildir. Ancak akciğerler tamamen steril ortamlardır. Dolayısıyla bu steril ortama bakteri koyduğunuz zaman hastalıklara neden oluyor. Sigara içen kişiler sigaradaki yüksek sıcaklığın bu bakterileri öldüreceğini de düşünebilirler, ama ne yazık ki bu yüksek sıcaklık bu tipteki bakteriler ve mantarların ölmesine yetmiyor.”

Sağlam, bu riskin sadece sigara için geçerli olmadığını, puro, pipo ve çiğneme tütününde de bakteri ve mantar riski bulunduğuna dikati çekti.

Yorum (yok) Yorum yaz!

TEK DVD DE BİNLERCE FİLM

12/4/2009 ·

Sihirli DVD'lerde binlerce film

A.A 12 Nisan 2009
Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi'nde (NANOTAM), görüntü veren ve kayıt yapan DVD'lerin kapasitelerini günümüzdekinden binlerce kat arttıracak yeni bir teknoloji geliştirildi.

Bilkent Üniversitesi NANOTAM Başkanı Prof. Dr. Ekmel Özbay'ın başkanlığında doktora öğrencileri Özgür Attila Çakmak ve Koray Aydın tarafından geliştirilen nanoteknoloji tabanlı meta malzemeler, yeni nesil DVD'lere uygulanırsa, bir DVD'ye binlerce filmin kaydedilmesi mümkün olacak.

Yeni teknoloji, dünyanın en prestijli bilim dergilerinden “Physical Review Letters” dergisinde yayımlandı.

Prof. Dr. Özbay, çalışmayla ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, DVD teknolojisinde kullanılan temel prensibin DVD yüzeyine uygulanan ışığın bilgiyi yazmasına ve okumasına bağlı olduğunu ve bu durumda bir DVD'ye daha fazla bilgi yazmak için ışığın mümkün olduğunca küçük bir noktaya odaklanması gerektiğini anlattı.

Fizik kurallarına göre ışığın dalga boyundan daha küçük boyutlarda odaklanamadığını belirten Özbay, bu nedenle günümüzün en yüksek kapasiteli Blu-Ray DVD'lerinde bile elde edilebilecek en yüksek saklama kapasitesinin bu “doğa kanunu” ile sınırlı olduğunu belirtti.

Bilkent Üniversitesi NANOTAM'da geliştirilen metamalzemelerin doğada rastlanmayan özelliklere sahip olduklarını dile getiren Özbay, şöyle konuştu:
“Bu anlamda 'sihirli' olarak da nitelendirilen metamalzemeleri kullanarak dalgaboyundan çok daha küçük bir alandan geçen ışık miktarını binlerce kat arttırabilen yeni bir teknoloji geliştirdik. Bu yeni teknoloji sayesinde dijital bilgiler DVD'lere çok daha küçük alanlara yazılabilecek ve var olan bilgi depolama kapasiteleri binlerce kat arttılabilecek.”

“TEKNOLOJİ BÜYÜK YANKI UYANDIRDI”

Günümüzde 50-100 Gbyte ile sınırlı olan DVD kapasitelerinin en az bin kat arttırılabilecek bir teknolojiyi geliştirdiklerini bildiren Özbay, “Yaptığımız bilimsel araştırmalar sonucunda ışığın doğadaki davranışını değiştirdik. Yani sihirli özelliklere sahip yeni bir nanomalzeme geliştirdik ve bu malzemeyi kullanarak ışığın çok küçük bir alandan geçebileceğini gösterdik. Dünyanın önemli dergileri arasında bulunan 'Physical Review Letters'da yayımlanan bu çalışmamız bu konuda büyük yankı uyandırdı” diye konuştu.

Türkiye'de kullanılan tüm DVD'lerin okuyucu ve kayıt teknolojilerinin yurt dışı kaynaklı olduğunu anımsatan Özbay, “Ne yazık ki şu aşamada geliştirdiğimiz bu teknolojiyi Türkiye'de değerlendirebilecek bir şirket bulunmuyor” dedi.

Prof. Dr. Ekmel Özbay, çalışmalarıyla süper DVD'lerin üretim yolunun açıldığını, böylelikle bir DVD'ye binlerce filmin aynı anda kaydedilebileceğini bildirdi.

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::